Avatar: The Untold Legend

Chapter 7

“Ve nihayet, yolculuğumuzun 14. gününde Ateş Ulusu’na varmıştık. Hilale benzeyen ve büyük bir binaya ev sahipliği yapan adanın üstünden geçerken Drogo’nun aksine uyanıktım. Hilal adasını geçerken, kısa bir zaman önce ortasındaki volkanın patlamış olduğu ve yeryüzündeki her şeyin üstünün lavla kaplanıp katılaşmış olduğu ada da dahil, birçok irili ufaklı adayı gördük. Patlamış volkanın bulunduğu adanın etrafındaki kuş trafiği oldukça fazlaydı. Bunun sebebini düşünürken aniden bir ses ile irkildim, fakat bu ses takımımızın bir kısmını etkilemiş görünüyordu. Lian, Kuzo, Badger, hatta bizonumuz Eppek bile bu sesin etkisine girerek adaya inişe geçtiler. Kısa zamanda adaya iniş yapıp sesin kaynağına doğru yönelmeye başladılar. Ben ve geri kalanlarımız onları takip ettik ve sesin kaynağının bir Harpy olduğunu gördük. Yaratık birden saldırı pozisyonu alarak çatışma isteğini belirtti ve bize, sesten etkilenmemiş olanlara doğru saldırıya geçti. Bir süre çatıştıktan sonra yaratığa öfkelenerek kulak tırmalayan bir ses çıkardım, şans eseri bu sesin etkisiyle Lian, Badger ve Eppek Harpy’nin etkisinden çıktılar, lakin Kuzo hala sesin etkisindeydi. Etkiden kurtulanlar da Harpy’e saldırmaya başladıktan kısa bir süre sonra, yaratık Drogo’yu da kapıp ormana doğru uçmaya başladı. Bunun üzerine, Badger toprak bükerek Lian’ı yaratığa doğru fırlattı ve Lian bir saldırı ile Harpy ve Drogo’yu yere indirmeyi başardı. Daha sonra kendisi de Drogo’yu bulmak için ormana indi. Fakat Badger’ın Drogo ve Lian’ın titreşimlerini kaybettiğini söylemesi üzerine korkarak ormana doğru ilerlemeye başladık. Ormana girdiğimizde Badger görme duyusunu geri kazandığını söyledi, ve ruhlar dünyasına geçiş yaptığımızı anladım. Ormanda onları bulduğumuzda, yanlarında Harpy ile birlikte, Lian bize yaratığın kötü bir niyeti olmadığını, aksine yardım istediğini söyledi. Harpy bize saldırmasının sebebinin bizi sınama amaçlı olduğunu belirtti. Mahluk, kısa bir süre önce adada olan volkanik patlamanın doğal olmadığını fark ettiğini, buna birisinin sebep olduğunu ve onu bulmak için yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben bunu memnuniyetle karşılarken, Badger razı olmamıştı. Ekip arasında sert bir tartışma başladı, ve Badger Nikya’ya laf edince tepem gerçekten attı. Harpy istesek de istemesek de her birimizi sırasıyla yardım için alacağını, direnmemizin bir amacı olmadığını söyledi, ve bu seferlik Drogo’yu alarak ortalıktan kayboldu.

Harpy ile Drogo’nun gidişinden çok kısa bir süre sonra altımızdaki toprak sarsılmaya başladı ve Badger’ın daha önceden tanıdığı bir köstebek çıkıverdi. Badger’ı sırtına alarak, yön gösterircesine başını ileri attı ve ilerlemeye başladık. Bir süre köstebeği takip ettikten sonra, Badger görme duyusunu tekrardan yitirdi ve ruhlar dünyasından nihayet ayrıldığımızın farkına vardık. Köstebek hala bizimleydi, yola devam ettik. Daha sonrasında, Lian’ın Eppek’i çağırması ve bizonun gelmemesi üzerine, aslında 2 günlük olan mesafeyi 15 dakikaya indirgediğimizi, başkente varmak üzere olduğumuzu anladık. Tüm mağazaların kapandığı bir saatte başkente vardık, ve elimizde Omashu kralından aldığımız mühür ile saraya doğru yola koyulduk. Saraya vardığımızda, haliyle, bir çift gardiyan bizi durdurdu. Badger onlara kralla görüşmemiz gereken çok mühim bir konu olduğunu söyledi, ve Omashu kralı II. Bumi’nin güvenilir adamları olduğumuzu belirten mührü gösterdi. Bunun üzerine gardiyanlardan biri üstüne sormak üzere saraya girdi. Geri geldiğince kralla görüşmemizin sadece kralın halkı dinleme günü olan pazar günü mümkün olabileceğini, onun dışında yarın Dışişleri Bakanı’yla görüşebileceğimizi söyledi. Ben ve diğer arkadaşlarım bu karara pek tatmin olmadık ve Taladriel’in üyesi olduğu Beyaz Lotus cemiyetiyle iletişime geçmeye karar verdik.

Bir süre başkentte dolaştıktan sonra nihayet Beyaz Lotus cemiyetinin bulunduğu eve vardık. Taladriel kapıyı çaldı, ve içerdeki adam ile bir şifre olduğunu düşündüğüm bir takım şeyler söylediler. Daha sonra adam Taladriel’i içeri aldı, fakat bize izin vermedi. Boş zamanı değerlendirmek adına, Nikya ile Badger, galibin kaybedene istediğini sorması veyahut yaptırması şartıyla, Ateşsutoprakhava oynamaya başladılar. Nikya oyunu kazandı ve sinsi bir sırıtışla Badger’a daha önce birini öpmek isteyip istemediğini, istediyse kim olduğunu sordu. Bunun üzerine cevabı, Kuzo ile birlikte, büyük bir merakla bekledik. Lakin Badger yanıtı Nikya’nın kulağına fısıldayarak söyledi. Biz merakımızdan çatlarken Taladriel odadan çıktı ve Beyaz Lotus’un yarın bize bu konu hakkında bir haber yollayacağını söyledi. Sonrasında Beyaz Lotus’un önerdiği ucuz bir han olan Ejderizi Hanı’na doğru yola çıktık.

Gece vakti, han yolumuzda önümüze bir takım kişiler çıktı ve tehditkar bir tonda gece vakti bu sokaktan geçmenin tehlikeli olduğunu, cüzi bir fiyata başımıza gelecek tehlikelerden korunabileceğimizi söyledi. Olası bir çatışmadan kaçınmak isteyen Nikya ve Badger adamlarla uzlaşmaya çalıştı, fakat başaramadılar. Bunun üzerine, aslında pek sesi çıkmayan ateş bükücümüz, Kuzo, ürkütücü bir ifade ile eşkiyaları tehdit etti. Bunu gören haydutlar etrafa dağıldılar.

Hana vardığımızda saat oldukça geç olmuştu fakat pek yorgun değil idim, çabucak ücretleri ödeyip odalara geçtik. Şuan bunu yazarken gün doğmakta, ve sanırım daha çok maceralar yaşayacağız. Nikya’nın uyurkenki tatlılığına aldırmadan artık yatsam iyi olacak, yarın dinç olmam gerek, maalesef bela bizi her şekilde buluyor ve çatışmanın ne zaman geleceği belli olmuyor."

- Kaito

Comments

Omoikane

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.